Köşe yazarlarıManşet

IŞİD’leşmekle yüzleşmek


IŞİD ne zaman zor durumda kalsa sansasyonel saldırılar yapageldi. TSK-ÖSO, El Bab’ta IŞİD ile şiddetli çatışmalar içindeydi; IŞİD Musul’da da Irak güçleri karşısında zemin kaybediyordu. Rakka’nın Kuzeyindeki Fırat’ın Gazabı operasyonu da IŞİD’i oldukça geriletmişti. Yılbaşından bir süre önce esir iki TSK askerini canlı canlı yaktıklarını gösteren video yayınladılar. İktidar, örtbas etmek için elinden geleni yaptı. Esirliklerinden beri devlet ciddi çaba sarfetmemişti. IŞİD, yılbaşı kutlanırken de Ortaköy’de Reina gece klübünde katliam yaptı. (1 Ocak 2017) Türkiye’de otomatik silahla tarayarak 39 can alan IŞİD, ilk kez Türkiye’deki bir saldırısını da üstlendi. IŞİD, toplumsal fay hatlarını kullanıp, zaten sistematik baskı altında olan yaşam tarzlarını hedefine almıştı. Hem zihniyet olarak IŞİD’e yakın eşikte duran dinci kesimi yanına çekmek, hem saldırı kabiliyetinin olduğunu gösterip örgüte katılımların sürmesini sağlamak, hem turizmi ve imajı vurarak Ankara’yı cezalandırmak istedi. Dünya, sosyal medyada hükümeti eleştiren bir mesaj yayınlayanın hızla gözaltına alındığı Türkiye’de, IŞİD sorumluları arasında gösterilen Ebu Hanzala’nın (Halis Bayancuk) insanların ibret için insanların diri diri yakılmasının caiz olduğunu söylediği halde rahatça dışarda dolaşmasına tanıktı. Dünya, mahkeme tutanaklarına da yansıyan izlenen IŞİD’lilerin Kürtlere, Alevilere, sosyalistlere, Musevi turistlere saldırmalarının önlenmemesine tanıktı. Çünkü, Türkiye, IŞİD ittifakı söz konusuydu. IŞİD kendi Selefi Sünnicilik hedeflerine ulaşmaya çalışırken, Ankara da Kürt statüsü fobisine yenilip IŞİD’in Rojava’ya karşı her türlü saldırısının önünü açmıştı. Kilis-Elbeyli’nin karşısında yer alan El Rai’deyken Çobanbey Sınır Kapısı’nı kullandırdılar; Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı ve karşısındaki Azez ilçesindeki Esselame Sınır Kapısı’nı kullandırdılar; Cerablus’tayken Karkamış Sınır Kapısı’nı kullandırdılar. Gire Spi’deyken Akçakale Sınır Kapısı’nı kullandırdılar. IŞİD ve El Nusra, Serekaniye, Gire Spi, Kobane’yi yok etmek için kullanıldı. Kobane ve Gire Spi kurtarıldıktan sonra da sızma operasyonu ile IŞİD iki yerleşimde katliam yapmıştı. “Ortadoğu’da değişim dalgasını yöneteceğiz” stratejisinin manivelası olarak görülmüştü IŞİD. Ta ki Türkiye-IŞİD ittifakı 2016’da bozulana kadar…

Zihinsel akrabalık:

IŞİD’in Türkiye’de zihinsel akrabalık üstünde kök salması zor olmadı. Çünkü yol verilmişti. Bakın Ahmet Davutoğlu dışişleri bakanıyken, dış politikanın sac ayağı neydi diye sorun. Yanıt ‘ırk, din ve mezhep’ gelir. Eğitim kurumları, sağlık kurumları başta olmak üzere toplumsal hayatı din bazlı hale getirme siyaseti IŞİD’in ekmeğine yağ sürdü. Davutoğlu’nun TBMM Kurulu’nda dediklerine bakalım: “Tarihin akışında, doğru safta, inandığımız insanlık değerleri adına özgürlük, adalet ve hakkın yanında ulusal çıkarlar açısından ise doğru yerde durduğumuz açısından bir an bile tereddüt duymadık, duymayacağız. Bu tutumumuzu da kararlılıkla sürdüreceğiz… Türkiye olarak bundan sonra da Ortadoğu’da değişim dalgasını yöneteceğiz. Bu değişim dalgasının öncüsü olmaya devam edeceğiz… Yeni bir Ortadoğu doğuyor. Bu Ortadoğu’nun sahibi, öncüsü, hizmetkarı olmaya devam edeceğiz.” (26.4.2012/Milliyet) Yine Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanıyken, “IŞİD radikal, terörize gibi bir yapı olarak görülebilir ama katılanlar arasında Türkler, Araplar, Kürtler vardır. Oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar, öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu” diyordu. (Cumhuriyet/ 8 .8.2014) Davutoğlu, başbakanken de Lahey ziyareti sırasında, bölgedeki gruplara desteği açık ifade ediyordu: “Halep koridorunun yeniden açılması için Türkiye kendisi bir şey yapacak mı” sorusu üzerine “Önümüzdeki günleri bekleyin, cevabını göreceksiniz.” (12.2. 2016/ Hürriyet) Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyordu: “Eğer DAİŞ’e karşı olanlar terör örgütü değilse o zaman El Nusra’ya niye terör örgütü diyorsunuz? El Nusra da DAİŞ’e karşı çok ciddi mücadele veriyor.” (Cumhuriyet/21.6.2016)

Kimsenin hayatı güvencede değil

Ayrıca şu da geçek ki çok kişi IŞİD zehrinin IŞİD’leşen kesimlerin desteğiyle Türkiye’de her kenti vuracağını idrak etmek istemedi, “Bizden uzakta Kürtlerle çatışıyorlar” yaklaşımı sergilendi. Ortaköy-Reina Katliamı gösterdi ki IŞİD; tarama yöntemiyle, her restoran, bar, istasyon, durak, metro, konser, okul, üniversite, işyerinde katliam yapabilir. Yani çocuk-kadın demeden sivilleri gözünü kırpmadan hedef aldıklarından hiç kimsenin geleceği güvencede değil. Türkiye’nin Suriye’den çıkışı sağlanamazsa, tek din, tek mezhep siyasetinden vazgeçilmezse, din eksenli siyaseti her yere sirayet ettirme yaklaşımı terkedimezse, IŞİD’leşmekle yüzleşilmezse, Reina sonrası olduğu gibi katliamı açıkça sahiplenenler artacak ve anafor daha tehlikeli hal alacak. Anafordan, karanlıktan çıkış; mezhepçi, yayılmacı dış politikaya format atılmasında, bütün kültürlerin kabulünde.