Köşe yazarları

Sessizliğin övgüsü


Müzik sustu, dans durdu. İlki suskuyu, öteki bitkinliği izledi. Birinin susması ötekinin durmasını gerektirmezdi aslında, ilkinin sessizliği ikincisinin ateşleyicisiyken hem de. Müzik, sessizliğe çekilmenin ve azalarak yalnızlığa doğru bir arınmanın yankısıydı; dans ise çoğalarak akmanın, çokluk duygusunun ritmik taşkınlıktan gelen birliğin vurgusu. Devinimi çağıran sessizlik, sessizliği onaylayan devinim oldu. Korku, baskındı bir yerde; dehşet, kırışıp kısılmış ritmik bir tür simgesel geri çekiliş. Orada ve o anda çok sayıda olmak isteyen, kendi içinde büzüşüp kalandı. Birbiri üstüne kilitlenip susan dudakları, titreyerek birbirine dolanıp kaskatı kesilen bacakların izlemesi garipti. Ses yoksa devinim de yoktu.

Her zaman aç ve her zaman korku içinde, sessizliğe çekilen de kırışıp kalan da. Uyumla kendinden geçen sesteki dokunaklı bütünlük, denge aşımıyla kendini bulan hareketteki hararet yüklü ayrışma istenci… İkisinin uyuşuk örtüşmezliği, aynı zamanda talihsizliğin eşit bölüşüme zaaflı hak bilirliği. Dinleyen sayısının çokluğu, duygularında daha büyük olmasını dilediği sayıya bölünmezliği içermeliydi. Ama sese eşlik eden ritmin, devinimsizliğe sadece kayıtsızlığını bırakması, iç akıntının heyecan gibi bir engeli aşıp daha diplere çekilme becerisi.

Bitkinliğin, incelikle anılma isteği bir çeşit. Aksi halde müzik sustuğunda, alevli ritmini bulan gövdenin uyuşup kalması anlamsız kaçabilirdi. Sesi ahenginden tanıyan devinimin, devinimi ritminden yakalayan sesin, çekilmeyi ve kırışıp kendi üstüne kıvrılmayı aynı anda keşfetmesi bir rastlantı. İnceliğin yalnızlığın çekiciliğini, korkunun rastlantıyı keşfetmesiyle aynı duraklama anına denk gelmesi, koşulların her zaman hissizlikle tartıldığı aralığı bulmasıyla ilgili. Öyle söylenir, ama öyle olmadığı da bilinir.

Yangın, bir korku salınımı olarak olağanüstü bir hareketlendirici, ama aynı zamanda bir yutucu olarak da mizansen dışı bir susturucu. Müzik sustuğunda, gerilim yüklü kasların daha yüksek yoğunluğu bulması gerekirken, ritmi tümden yitirmesi yine de şaşırtıcı. Değişmezliği ve aynen tekrarlanmayı seçen sınırlı deneyim, cezasını deneyimsizliğe eşdeğer bir anlamsızlık ve onun sadakat onaylayıcısı daha yıpratıcı bir can sıkıntısıyla öder. Manevi yoksulluk, intikamını bir tür nesneleşmeyle alır. Cansızlık özlemi, canlılıktan bir öç alıştı. Yoksa müzik sustuğunda, dansın durması için geçerli bir sebep bulunmazdı. Hızlı bir ardışıklık içinde birbirini eklenen sesler hızlı bir çözülmeyle içe doğru çekildiğinde, gerilimi de aynı şekilde içine taşıması gerekirdi. Fakat buradaki gerilim, sapmaya uğramış korkudur, kendi engelini kendi iç direncini imha ederek aşar. Öyleyse gevşemek ve durmak bir eylem değil, olmamayı veya yokluğu imleyen bir kavramsal adlandırma.

Kendi sınırlarına dönme gibi görünen susku, cansız bir duvarın kendi içine kırılması. İlişkilerini, alışkanlıklarını, kurallarını dışarıda bırakmanın izini sürdüğü ezgisel çöküş, sessizliğin devinimsizliğe sağırlığından bozdurup yakıştırdığı, ritmik kayboluşun işitilmez övgüsü. Susmayı seçen müzikti, inleyen kaskatı kesilen gövde. Eşit mesafede olan eşit ağırlıkta değildi ve birbirini izleyen hızlı ardışık sesler yerine, birbirine eklemlenen korku ve yokluk karışımlı daha yoğun bir bunaltı. Sesle kaynaşanların kalabalıklar halinde bir arada kalmalarının ödülü güvenlikti, vaat edilense yaşayacakları heyecan. Ama müzik susup dans durduğunda vaat edilen heyecanın yerini korku, bir arada kalmanın ödülü olan güvenliğin yerini ise dehşet alır.

Sessizliğin övgüsü devinimsizliktir, koşulu ise şiddetle inen baskı ortamının yeniden üretilmesi. Sözcüklerin anlam takası, vurgulu bir çöküş eşliğinde gerçekleşir. Müzik sessizliktir artık, dans ise devinimsizlik. Oysa sesin yoksun olduğu şeyi, devinim, yoğunluğuyla telafi ederdi vaktiyle. Ritim belirlerdi, sessizliğin biriktirdiği derinlerdeki öfkenin bütünlüklü yükselişini. Her zaman aç ve korku içinde olanı saran paniktir şimdi. Üstelik dikkatin en gelişmiş noktasındayken yılgınlık saçarak dağılıyordur. Müzik sustuğunda, dansın ritim diye yalnızca devinimsizliği hatırlaması rastlantıdan sayılabilirdi belki, ama uyanış, dikkat keskinliği ile tanışmadan çok önce, uyuşma ve unutuşla ödeşir tüm korku çağlarında.