Köşe yazarları

Türkiye etnik, inanç ve yaşam tarzı olarak bölündü


AKP iktidarı ile DAİŞ’in zihniyet kardeşi olduğu Reina Katliamı öncesi AKP yandaşı basın ve çevrelerin söylemleri ve DAİŞ’in hedeflediği yer ile bir daha görülmüştür. Birisi zihniyetini, düşünsel ve toplumsal iklimini hazırlıyor, diğeri de vuruyor. DAİŞ bu eylemi yapmasaydı bile bir süre sonra AKP yandaşları Reina ve benzeri yerlere saldırarak oradakileri ya öldüreceklerdi ya da yerlerde sürükleyeceklerdi. Esas sorun eylem değildir; o eylemi yapan ve yaptıran zihniyettir. Bu zihniyet ve toplumsal psikoloji oluşturulduktan sonra bu tür eylemleri yapanlar çok çıkar. AKP iktidarı şimdi mahalle baskısı kurma aşamasındadır. Bir sonraki adım ise fiziki saldırılardır. Bu gerçeği, Tayyip Erdoğan’ın kimsenin yaşam tarzı sistematik baskı altında değildir biçimindeki demagojik söylemi örtmez.

Sorun sadece yaşam tarzı değildir. AKP zihniyeti ve saldırısını bu söylemler daraltır, AKP politikalarına hizmet eder ya da AKP iktidarının gerçek zihniyeti ve politikalarının üstünü örter. Sadece inançların belirlediği bir yaşam tarzı yoktur. Endonezya ya da Afrika’nın bir köşesindeki İslam toplumu ile Türkiye, İran, Kürdistan ya da Orta Asya’daki bir toplumun yaşam tarzında ve kültüründe önemli farklılıklar görülür.

Kuşkusuz AKP kendine göre bir yaşam tarzı yaratmak istiyor. AKP’nin altı kaval üstü şişhane misali öngördüğü yaşam tarzı, geleneksel İslami yaşam tarzıyla kapitalist modernitenin birlikte olduğu bir kokteyl yaşam tarzı ortaya çıkarmış bulunuyor. AKP’lilerin çok sevdikleri kokteyl kavramı tam da AKP’nin yaratmak istediği yaşam tarzıdır. Kaldı ki toplumcu bir inanç olan İslam’la bireyci olan kapitalizmi bağdaştırmak mümkün değildir. Hem İslam hem de bireyciliğin kutsandığı kapitalist nasıl olunur anlamak zordur. Belki AKP’liler biz bunu başarıyoruz diyebilirler. Tabii ki toplumculuğu öldürerek! Sadaka dağıtma gibi bir şeyler vererek toplumculuk yaptığını sanıyorlar. Ancak bunlarla kapitalist moderniteyi kutsayan toplum düşmanlıklarını örtemezler.

Kuşkusuz hayat tarzı meselesi konusunda da ne kadar ikiyüzlü oldukları ortaya çıkmıştır. Tayyip Erdoğan’ın tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak tekerlemesi aslında her konuda tekçi olacaksınız anlamına gelmektedir. Bu teklikte tek din, tek mezhep, tek dil, tek düşünce, tek söylem, tek duygu ve tek hayal de vardır. Çünkü Tayyip Erdoğan her gün tek tek dedikçe yandaşları da şeflerinin izinde giderek bu tek tek alanları genişletiyorlar. İşte yaşam tarzı denilen şey de bu tek tek denilenlerin başka bir boyutudur.

AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimini gerekçe göstererek Olağanüstü Hal ilan edip yeni bir toplum yaratma çalışması içine girmiştir. Tayyip Erdoğan öyle kibirli ki, ben yeni bir toplum şekillendireceğim diyor. Nitekim darbe girişiminden sonra yeni toplum yaratma mühendisliğine hız vermiştir. 15 Temmuz’dan sonra her yede mitingler yaparak konuşmalarıyla aynı Hitler gibi kendine göre bir toplum yaratmayı amaçlamıştır. Yaşam tarzı farklı olanların AKP’den rahatsız olmaları bu nedenledir.

Ancak AKP iktidarı yaşam tazına saldırıyor diyerek kendi farklılığını korumak isteyenler acaba başkalarının farklılığını ne kadar kabul ediyorlar? Hem başka farklılıkları kabul etmeyeceksin, hatta Erdoğan gibi tek millet, tek vatan diyeceksin, sonra da insanların yaşam tarzına karışılıyor diye şikayet edeceksin! Bu, tutarlı bir duruş değildir. Bu duruşlarla AKP’ye karşı mücadele edilemez; hatta AKP’nin politikalarına güç verilmiş olunur. AKP’nin değirmenine su taşınmış olunur.

DAİŞ istediği kadar uğraşsın, AKP’nin yarattığı toplumsal zemin kadar kendisi için verimli bir toprak, iklim, söylem yaratamazdı. AKP ile DAİŞ arasında hiçbir söylem farklılığı yoktur. Bu açıdan Ortadoğu’da DAİŞ ve El Kaide gibi örgütlere siyasal, toplumsal ve kültürel zemini sunan AKP iktidarı olmuştur. Zaten AKP iktidarının yarattığı bu duygusal ve toplumsal ortamda sadece Türkiye’de binlerce genç Suriye’ye giderek DAİŞ’e katılmıştır. Öyle ki, Türkiye ılımlıları destekliyoruz diyerek çete güçlerini beslemiş, bunların çoğunluğu daha sonra DAİŞ saflarına katılmıştır.

AKP, bizi yaşam tarzı konusunda, inanç konusunda, etnik kimlik konusunda ayrıştırıyorlar diyerek bu konulardaki suç ortaklığını örtmeye çalışıyor. Türkiye’yi etnik olarak, inançsal olarak ve yaşam tarzı olarak bölen AKP ve Tayyip Erdoğan’dır. Sadece Türklüğe vurgu yaparak, sadece Sünniliğe vurgu yaparak, sadece kendi düşündüğü yaşam tarzını överek ve hakim kılmak isteyerek Türkiye’yi bölmüştür.

Türkiye’nin birleştirici bir zihniyet ve politikaya ihtiyacı vardır. Bu da AKP-MHP iktidarını saf dışı edip Türkiye’yi demokratikleştirmekle olur.